Sitemize hoşgeldiniz. Şu an misafir ziyaretçisiniz. Üye olmak için tıklayın, Zaten Üye iseniz Lütfen üye girişi yapınız.
E-posta : Şifre: Hatırla:   Üye Ol
17 Nisan 2014, Perşembe - 9:48:54 AM    
Ana sayfa
Ara
Üye ol
Amacımız
Hakkımızda
Bize katılın
HABERLER
Akademik
Üretim
Genel
BİLGİLER
İstatistik
Sağlık
Yetiştiricilik
Akademik
TEZLER
Lisans
Yüksek lisans
Doktora
MAKALELER
Bildirilerden
Dergilerden
DOKÜMANLAR
Kitaplar
Dergiler
İndirilebilir
CİNSLER
Genel
Çilek
Ahududu
Böğürtlen
Frenküzümü
Mersin
Dut
Kuşburnu
Kocayemiş
Gilebor
Kızılcık
Bektaşiüzümü
Jostaüzümü
Sonbaharyemişi
Mürver
Mahonya
Maviyemiş
Çarkıfelek
SON EKLENEN YAZARLAR
Önder Kalkışım
Cahit Yeşilyurt
Fahri Çelik
Onur Saraçoğlu
Yıldız Işık
Gizem Demirel
Damla Çelik
Kübra Söyler
Besim Karabulut
Burcu Uzuncular
YILLARA GÖRE
SON EKLENEN DERGI/KITAP
Bahçe Haber
Anadolu Tarım Bilimleri Dergisi
Gifimey Mesleki Yayınlar Serisi
IV. Ulusal üzümsü meyveler sempozyumu (3-5 Ekim 2012, Antalya)
Tarım Gündem Dergisi
Türkiye 10. Gıda Kongresi; 21-23 Mayıs 2008, Erzurum
Bitki Koruma Bülteni
Uludağ Arıcılık Dergisi
Marmara Coğrafya Dergisi
Akdeniz İhracatçı Birlikleri, Araştırma Serisi
Ahududu ve böğürtlen melezleri
Ahududu ve böğürtlen melezleri
YAZAR(LAR)
KİTAP/DERGİ
YAYIN TARİHİ
Üzümsü meyveler grubu içersinde, üretimi henüz istenen düzeye çıkamamış iki tür ahududu ve böğürtlendir.  Pazarlama sorunları, üretim bilgilerindeki eksiklikler, istenen çeşidin istene sayıda bulunamaması ve raf ömrünün kısalığı gibi çeşitli nedenler ahududu ve böğürtlen yetiştiriciliğini sınırlamaktadır. Gerçi, bu sorunlar sadece ülkemize has olmadığı, diğer ülkelerde de benzeri sorunlarla karşılaşıldığı bildirilmektedir (Galetta and Himelrick, 1990; Gough and Poling, 1996). Ülkemizde ahududu yetiştiriciliği ile ilgili kısıtlı istatistiki bilgilere erişilebilmekte, ancak böğürtlen ile ilgili istatistiklere erişilememektedir. Şüphesiz bunda henüz istatistiklere yansıyacak yoğunlukta bir yetiştiriciliğin bulunmaması etkili olmaktadır. Ancak, kimi gözlemlerimiz, ahududular kadar değilse de, belirli düzeyde böğürtlen yetiştiriciliğinin yapıldığını göstermektedir. 

     Kırsal alanlardan şehirlere göçün sürdüğü ülkemizde beslenme konusundaki alışkanlıklar da değişmektedir. Gelir düzeyindeki artışa bağlı olarak fonksiyonel meyvelere, sebzelere ve hazır gıdalara olan talep her geçen gün artmaktadır. Artık insanlar yüksek kalorili gıdalardan sakınıp vitamin, mineral ve fenolik bileşiklerce zengin gıdalara eğilim göstermektedir. Kentsel nüfusun beslenme alışkanlıklarındaki değişim basın yayın organlarında da yoğun bir şekilde işlenmekte ve gündemimize, daha önce pek duymadığımız, omega 3, polifenol, anti oksidant gibi kelimeleri de öğrenmemize aracı olmaktadır.  Ahududu ve böğürtlen meyvelerinin besin içeriği ile çalışmalar da artmakta ve konu hakkında daha detaylı ve rakamsal değerler ortaya çıkmaktadır (Moyer et al, 2002; Siriwoharn, 2004; Davidson and Jaine, 2006).



    

       Ahududu ve böğürtlen ıslahı, genellikle, meyve özelliklerini iyileştirmeye dönük olarak yapılmaktadır.  Meyvelerinin iriliğini, sayısını, besin içeriğini, lezzetini arttırma, yılda iki ürün alma, makineli hasada uygunluk, çeşitli hastalık ve zararlılara dayanım gibi çeşitli amaçlar için ıslah çalışmaları yürütülmüştür.  Bu amaçlara dönük olarak Ahududu ve böğürtlen türleri arasında da karşılıklı melezlemeler yapılmış ve bazı yeni melez çeşitler elde edilmiştir. Kimi melez çeşitler ise tesadüfen ortaya çıkmış ve sonradan melez oldukları anlaşılmıştır. Bu makalede de ahududu ve böğürtlen arasındaki bilinçli melezleme çalışmalarıyla ve tesadüfi melezler olarak elde edilen önemli çeşitler tanıtılacaktır.



MELEZ ÇEŞİTLER

LOGANÜZÜMÜ (LOGANBERRY)


       İlk olarak 1880-1881 yıllarında, daha iyi çeşitlerin elde edilmesi amacıyla yapılan ıslah çalışmaları neticesinde ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda bir yargıç olan James Harwey Logan (1841-1928) adındaki meraklı bahçecinin,  Santa Cruz( California) yakınında yer alan Logan Heights’teki ev bahçesinde,  Avrupa kırmızı ahududu çeşidi olan “Red Antwerp”  ile Amerikan siyah böğürtlen çeşidi olan “Aughinburgh” u melezlemesi sonucunda, tesadüfen bu türün ilk örnekleri elde edilmiştir (Darrow, 1933).

 Logan’ın bahçesinde ahududu  ve böğürtlen çeşitleri yer almaktaydı. Ancak mevcut böğürtlen çeşitlerini beğenmiyor ve yeni çeşitler elde etmek amacıyla, böğürtlen çeşitleri arasında, melezleme çalışmaları yapmaktaydı. Melezleme çalışması yürüttüğü iki böğürtlen çeşidinin (Texas Early ve Aughinburgh) hemen yanında da eski bir ahududu çeşidi (Red Antwerp) yer almaktaydı. Yargıç Logan, melezlemelerden sonra, böğürtlen sürgünlerindeki meyveleri alarak tohumlarını çıkartmış ve bunların 50 tanesini ekerek gelişmelerini gözlemlemiştir. 50 bitkiden gelişen meyvelerin 49 adedi Aughinburgh çeşidine benzerlik gösterirken bir bitkinin meyvelerinin daha iri, gösterişli ve kuvvetli olduğunu gözlemlemiştir. Sonradan anlaşıldığına göre, bu bitkinin Red Antwerp ahududu çeşidi ile Aughinburgh böğürtlen çeşidinin tesadüfi melezlenmesi sonucu oluşmuştur. Islahı yapan kişinin adından esinlenerek bu meyve Loganüzümü (Loganberry) olarak anılmaya başlanmıştır. 1905 yılında Luther Burbank tarafından ahududu ve böğürtlen melezlemesi tekrar yapılmış ve elde edilen meyvelere “The Phenomenal Berry” (Türkçeye “Olağanüstü Meyve” olarak çevrilebilir ) veya “Burbank’s Logan” (Türkçeye “Burbank’ın Loganı” olarak çevrilebilir) isimleri verilmiştir (Darrow, 1933; Finn et al, 2008).


 Loganüzümü 1897 yılında Avrupa’ya (İngiltere) getirildi.  Loganüzüm çeşitleri olarak en çok bilinenler  “American Thornless” ve “LY 59” dur. Amerikan Thornless 1933 yılında dikensiz bir mutasyon sonucu ortaya çıkmış çeşittir. LY 59 çeşidi 1950 li yılların sonlarına doğru virüssüz bir klon olarak elde edilmiştir. Hala önemli bir loganüzümü çeşididir.  Bir çalıdan 8.5 kg kadar ürün alınabileceği bildirilmektedir.  Meyveler en iri böğürtlenlerden bile daha iri olduğu belirtilmekle beraber,  tadı, genel olarak, pek beğenilmemiştir.  Bu yüzden daha çok merak veya küçük ev bahçelerinde ve ıslah amaçlı olarak araştırma bahçelerinde kendine yer bulabilmiştir. Bununla birlikte Güney Ontoro (Kanada) ve Batı New York (ABD) bölgelerinde kısmen kapama bahçelerde yetiştirilmekte ve meyve suyuna işlenerek yerel pazarlarda değerlendirilmektedir.En yoğun yetiştiricilik Yeni Zelenda’da yapılmaktadır (Crandall and Daubeny, 1990).  Loganüzümü kullanılarak yapılan Islah çalışmaları sonucunda Tayberry (loganüzümü X ahududu), Boysenberry (loganüzümü X dewberry), Youngberry (Phenomenal berry X Austin Mayes dewberry), Santiam böğürtleni (loganberry X sürünücü böğürtlen) ve Ollallieberry (Siyah Logan X Youngberry) gibi yeni türler elde edilmiştir (Darrow, 1933; Finn et al, 2008).  

Loganüzümü sürgünleri dikensiz olup oldukça iridir. Sürgün üzerinde ahududu sürgünlerindekine benzer yumuşak tüysü yapılar yer alır. Yaprakları ahududularda olduğu gibi koyu yeşil, iri ve kalındır. Meyveleri çok iri ve küresel biçimlidir. Meyveler tam olgunlaştığında koyu parlak kırmızı veya mor renk alır. Tadı kendine has ve tadanlarda orta düzeyde bir memnuniyet bırakır. Çok sevilen bir tada sahip değildir (Converse, 1978; Thompson, 1995; Bowling, 2005).

Loganüzümüne bilimsel sınıflandırmada  Rubus cinsi içersindeki Idaeorubus alt cinsi altında “Rubus X loganobaccus L. H. Bailey” tür adı verilmiştir. Bu ismin eşanlamlısı (sinomim)  olarak “Rubus ursinus Cham. & Schltdl. var. loganobaccus  L. H. Bailey” bilinmektedir. (Converse, 1978; Thompson, 1995).  Idaeorubus alt cinsine giren tek tür budur.  Zaten Idaeorubus ismi de ahududu türlerinin dahil olduğu Ideaobatus alt cinsi ile böğürtlenlerin dahil olduğu Rubus (=Eubatus) alt cinslerinin isimlerinden türetilmiştir. Türkçede Loganüzümü olarak anılması gereken bu türe, İngilizcede Loganberry, Fransızcada Ronce de Logan , Ronce-framboise; Almancada Loganbeere; İtalyancada Mora di rovo isimleri verilmiştir (Thompson, 1995; Graham and Jennings, 2009).

BOYSENÜZÜMÜ (BOYSENBERRY)

İlk ıslah eden kişinin Rudolph Boysen olması nedeniyle, adına ithafen, boysenüzümü (boysenberry)adı verilmiştir. Rudolph Boysen İsveç li bir göçmen olup Napa’da (Kaliforniya) amatör olarak böğürtlen, loganüzümü ve ahududular ile çeşitli ıslah çalışmaları yürütmüş ve bazı başarılı sonuçlar almıştır. Ancak Rudolph Boysen kısa süre sonra çiftliğini satmıştı. Bununa birlikte ıslah ederek az miktarda ürettiği, o günün koşullarında, çok iri, kestane renkli meyveleri şöhret kazanmıştı. 1920 li yılların sonuna doğru, G. M. Darrow efsane gibi kulaktan kulağa dolaşan, iri, kırmızımsı mor renkli bu meyvelerin peşine düşer. Darrow, büyük bir üretici olan Knott’un da yardımıyla, uzun araştırmalardan sonra bu meyvelerin Rudolph Boysen’in çiftliğinde üretildiğini öğrenir. Knott ile birlikte Boysen’in çiftliğine gittiklerinde, çiftliğin birkaç yıl önce satıldığını öğrenirler. Yinede çiftlik arazisini gezerler. Yabancı otların sardığı ve köhneleşen bahçede oldukça kötü durumda birkaç sürgüne rastlarlar. Bu bitkiler buradan alınarak, Kaliforniya eyaletindeki Buena Park’ta bulunan Knott’un çiftliğine dikilir. Knott, bu bitkilerden alınan ilk meyvelerin bahsedilen şöhretli meyveler olduğunu görünce derhal çoğaltarak bir bahçe tesis eder. 1935 yılından itibaren piyasaya meyve satmaya başlar ve bu meyveler ile şöhret kazanır. İri ve lezzetli meyveleri yiyenler tekrar aynı meyveleri talep ederek üretimin büyümesini teşvik eder. Knott boysenüzümü meyvelerinden reçel imalatı da gerçekleştirerek ilgiyi iyice arttırır. O tarihten sonra Knott’un çiftliği de boysenüzümü ile her yerde tanınır (Bowling, 2005; Voughan and Catherine, 2009; Karp, 2010; Anonymous, 2012).

Günümüzde yetiştiriciliğinin en yaygın olduğu ülke Yeni Zelanda dır. ABD’de Kaliforniya eyaletinde de bir miktar yetiştiriciliği yapılmaktadır (Crandall and Daubeny, 1990; Karp, 2010; anonymous, 2012).   

Boysenüzümü pasifik böğürtleni (Rubus ursinus Cham. & Schltdl.) ile kırmızı ahududunun (R. İdaeus L.) melezlenmesi sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bununla birlikte pasifik böğürtleni ile loganüzümünün melezi olduğu konusunda da bilgiler vardır. Ağırlıklı görüş pasifik böğürtleni ile loganüzümü melezi olduğu yönündedir. Boysenüzümü Rubus cinsi içersinde Rubus (=Eubatus)  alt cinsinde değerlendirilmektedir. Bilimsel isimlendirmede belirsizlik vardır. Kimi kaynaklarda “Rubus ursinus Cham. & Schltdl.”, kimi kaynaklarda “Rubus ursinus var loganobaccus cv Boysenberry (Rubus X loganobaccus cv Boysenberry)” ve diğer bazılarında “Rubus ursinus x idaeus” olarak anılmaktadır (Karp, 2010; anonymous, 2012).   


YOUNGÜZÜMÜ (YOUNGBERRY)

Böğürtlen ile yine farklı bir böğürtlen grubunu oluşturan “dewberry” arasındaki melezlemeler sonucu elde edilmiştir. İlk defa Amerika Birleşik Devletleri’nde Byrnes M. Young tarafından ıslah edilerek yetiştiriciliği yapılmıştır. Islahçısının ismi nedeniyle yeni elde edilen bu bitkilere “youngberry” (youngüzümü) adı verilmiştir.  Byrnes M. Young aslında Morgan şehrinde (Louisiana) meyveciliğe meraklı bir işadamıdır. O dönemin önde gelen bir botanikçisi, tarımcısı ve bahçe bitkileri uzmanı olan Luther A. Burbank (1849-1926) ile zaman zaman yazışan Young, bir böğürtlen olan Phenomenalberry (olağanüstü üzüm, harika üzüm) ile Austin-Mayes dewberry sini melezleyerek Younberry çeşidini (kimilerine göre türünü) elde etmiştir. Young 1905 yılında elde ettiği bu bitkiyi bir süre kendisi yetiştirdikten sonra 1926 yılında meraklılara dağıtarak yetiştiriciliğinin artmasını sağlamıştır. Ancak günümüzde Amerika Birleşik Devletleri’nde pek yetiştiriciliği kalmamıştır. Daha çok Avustralya, Yeni Zelanda ve Güney Afrika’da yetiştirilmektedir.  Yongberry güzel özellikleri nedeniyle bazı melezlemelerde ebeveyn olarak kullanılmıştır. Günümüzde oldukça beğenilen Olallieüzümü ve Marionüzümü’nün ebeynidir (Waldo et al, 1933; Lawrence, 1984).

Youngberry nin meyveleri oldukça iridir. Yaklaşık 3.5 x 3 cm iriliğinde olup normal bir böğürtlenin 3 katı büyüklüğündedir. Meyveler koyu kırmızı ve hatta mora yakın koyulukta renge sahiptir. Çoğu böğürtlenden daha tatlı, sulu ve lezzetlidir. Pasta ve kekler için çok beğenilen niteliğe sahiptir (Waldo et al, 1933; Wood et al, 1999).

Youngberry bitkileri çalı formundadır. Her ne kadar dikensiz varyeteleri varsa da, genelde dikenlidir. Yetiştiriciliğinde desteğe ihtiyaç duyar. Bu yüzden telli terbiye sistemleri ile yetiştiricilikte çok iyi sonuçların alınmasını sağlar. Kışı yumuşak geçen iklimlerde güzel gelişir. Verimli, iyi drenaja sahip toprakları ve tam güneşlenmeyi saven bir bitki özelliğine sahiptir. Yaz ve sonbaharda düzenli sulanmaya ihtiyaç gösterir. Bir çok hastalığa, böğürtlenden daha iyi dayanır. Böğürtlende olduğu gibi, sürgünler meyve verdikten sonra ölür. Bu sürgünlerin mutlaka budanması gerekir. Yeni gelişen sürgünler ikinci yıl meyve verir (Wood et al, 1999).

 TAYÜZÜMÜ  (TAYBERRY)

Kırmızı ahududu (Malling sport çeşidi) ile böğürtlenin (Aurora çeşidi, tetraploid, kimi çalışmalarda bu çeşidin Loganüzümü çeşidi olduğu da bildirilmektedir) melezlenmesiyle ıslah edilmiş bir çeşittir. Invergowrie’de  İskoçya Ürün Araştırma Enstitüsü’nde görevli Derek Jennings ve David Mason isimli araştırıcılar tarafından ıslah edilmiştir. İsmini İskoçya’daki Tay nehrinden almıştır.  İlk olarak 1962 yılında ıslah edilmişse de 1979 yılına kadar ticari olarak değerlendirilmemiştir.  Tayüzümü meyveleri Loganüzümü (Loganberry) meyvelerine göre daha iri, daha tatlı ve daha lezzetlidir. Eşsiz lezzeti nedeniyle İngiltere ve Kuzey Amerika’da, özellikle ev bahçelerinde ve tüketicilerin kendilerinin toplayarak satın aldıkları üretim bahçelerinde, büyük bir başarı elde etmiştir (Bowling, 2005; Clark et al, 2007; Hummer, 2009).


Orta veya çok sayıda, uzun ve kalın gösterişli sürgünlere sahiptir. Sürgünler oldukça belirgin biçimde dikenlidir. Genç bitkiler önce yaygın şekilli olmakla birlikte daha sonra yarı dik form kazanırlar. Yan sürgünler 30 cm. den daha uzun gelişirler. Tayüzümü çiçekleri kendine verimlidir. Bu yüzden Tayüzümü yetiştirilmesi düşünülen bahçelerde ayrıca dölleyici çeşidin bulundurulmasına gerek yoktur. Meyveler çok sayıda üzümcükten oluşmakla birlikte, iri, konik ve mor renklidir. Olgunlaştıklarında sert, hafif parlak görünümlü ve aromatik özelliği nedeniyle oldukça lezzetlidir. Meyve hasadında çiçek tablası meyve üzerinde kalır. Orta sezonda olgunlaşan kırmızı ahududulara göre erken olgunlaşır (Anonymous 2012). 

Tayüzümü bitkilerinden 15 yıl boyunca yararlanılabilir. Daha sonra bahçenin yenilenmesi önerilir. Güneşi sever, bununla birlikte koyu gölgelerde de iyi gelişir. Ancak böyle durumlarda meyvelerden beklenen fayda sağlanamayabilir. Yüksek miktarda ve iyi kalitede meyve için güneş zorunludur.  İyi drene edilmiş ve organik maddece zengin topraklarda çok iyi sonuç verir. Kalkerli topraklar, tayüzümü için, en kötü topraklar sınıfındadır. Bu tip toprakların ahır gübresi ve diğer organik maddeler ile ıslah edilmesi gerekir (Hummer, 2009; Anonymous 2012).  

Tayüzümü çiçekleri oldukça geç dönemde oluştukları için ilkbahar geç donlarından pek zarar görmezler. Bu yüzden vadi içlerinde, alçak bölgelerde veya don cebi olabilecek herhangi bir alanda endişe etmeksizin yetiştiricilik yapılabilir (Anonymous, 2008).

Tayüzümü’nün dikimi toprağın henüz soğumadığı ve nemli olduğu Ekim ayı ortalarında ya da toprağın ısınmaya başladığı ve nemli olduğu Mart ayı ortalarında yapılabilir. Dikimde sıra arası mesafeler 4 m. veya 2.5 m. olarak ayarlanabilir. Sıra üzeri mesafeler ise 1-1.5 m. olarak ayarlanması uygun olur. Dikilecek fidanların veya köklü sürgünlerin 30 cm. den budanmaları gerekir (Crandall, 2007; Anonymous, 2008). 

Tayüzümü’nün mutlaka telli terbiye sistemi ile desteklenmesi gerekir. Bu, uzun sürgünlerin yerde sürünmesinin önüne geçeceği gibi aynı zamanda iyi bir havalanma ve güneşlenmeyi de sağlayacaktır. Şekil budaması olarak, sadece, bir önceki sezonda meyve veren sürgünlerin kesilip alınması şeklinde yapılması yeterlidir. Budamanın meyvelerin alınmasından hemen sonra yapılması daha doğru olur. Yalnız, henüz meyve alınmamış sürgünlerin kesilmemesi hususunda azami dikkatin gösterilmesi gerekir. Çünkü Tayüzümü meyveleri, birinci yıl sürgünleri üzerinde oluşmaz, ikinci yıl sürgünleri üzerinde oluşur. Sürgünler ikinci yılın sonunda ölürler. Bu yüzden, ölen sürgünlerin mutlaka araziden kaldırılması gerekir (Clark et al, 2007; Anoniymous, 2012).

Yetiştiricilik yapılan bölgenin ekolojik koşullarına ve varyetelere göre değişmekle birlikte, genellikle Temmuz ayının ortalarından itibaren, meyveler hasat için uygun hale gelirler. Bununla birlikte çoğu varyete Ağustos başından itibaren hasada uygun meyveler vermeye başlarlar. Hasat, genellikle, Ekim ayına kadar sürer. Meyvelerin toplanması uzun aralıklarla değil sık aralıklarla yapılması, meyve çürüklüğü ve taşıma sorunu riskini arttıran aşırı olgunluğun engellenmesini de sağlar (Anonymous, 2008; Anonymous, 2012).

Tayüzümü’nü, sürgünlerin kökleriyle birlikte kesilerek çıkartılmasıyla çoğaltılabileceği gibi, ticari olarak uç daldırması ile de kolaylıkla çoğaltılabilir. Uç daldırması için en iyi zaman Ekim ayıdır. Uç daldırması için sağlık gelişme gösteren sürgünler seçilir ve 15 cm. derinliğinde açılan çukurlara, bükülerek, uçlarından gömülür. Gömme işlemi yumuşak, havalanabilir toprakla yer seviyesine kadar yapılmalıdır. Düzenli sulama yapılarak toprağın kurumasının önüne geçilmelidir. Yaklaşık iki ay sonra sürgün uçlarında sürgün ve kök gelişimi gerçekleşir. İlkbaharın erken dönemlerinde, yeni fidanların boyları 30 cm kadar olduğunda sökülerek yeni yerlerine aktarılır (Clark et al, 2007; Anonymous, 2012).

 TUMMELÜZÜMÜ (TUMMELBERRY)

1973 yılında İskoçya Ürün Araştırma Enstitüsü’nde (SCRI, Scottish Crop Research Institute, Dundee, İngiltere) Derek L. Jennings tarafından ıslah edilmiştir. Esasen böğürtlen ve kırmızı ahududu melezi olarak tanımlanmaktadır. Islahta erkek ebeveyn olarak Tayüzümü, dişi ebeveyn olarak ise çeşitli melezlemeler sonunda elde edilen 69102/18 numaralı çöğür kullanılmıştır. Diğer melezlere göre tadı, lezzeti, iriliği, şekli, rengi, olgunluk dönemi, gövde ve yapraklardaki kırmızı rengi gibi oldukça belirgin farkları nedeniyle dikkat çekmiş ve bundan dolayı da isimlendirilerek ticari üretim sürecine sokulmuştur. Başlangıçta Clydeberry ismi verilmiş ancak daha sonra yeniden isimlendirilerek Tummelberry isminde karar kılınmıştır.  İsmini Doğu İskoçya’daki Tummel nehrinden almıştır (Anınymous, 1986; Hummer et al, 2009).

Yaprak göz çelikleri, kök sürgün uçları, sürgün daldırma ve doku kültürü yöntemiyle kolaylıkla çoğaltılabileceği bildirilmektedir (Anonymous, 1986).

Çok sayıda iri ve güçlü sürgünler oluşturur. Gelişme döneminin başlarında dik olmasına karşın, ilerleyen dönemlerde yarı dik veya yere yatık bir gelişme gösterir. Dikenleri yoğun, oval şekilli, kırmızı renkli, kısa ve keskin uçludur. Yaprakları orta veya koyu yeşil renklidir. Genel olarak yaşlı yaprakların çevrelerinde ve yaprak sapında hafif kırmızı renk oluşumu gözlenir. Yaprakçıklar beş adet olup damarlar arasında belirgin bir kabarıklık bulunur. Dinlenme haline geçen sürgünler 300 cm kadar uzun olabilir. Yoğun dikenli, yarı dik veya sürünücü formda ve orta kalınlıktadır (Anonymous 1986).

Çiçekler beyaz olup, orta irilikte ve hafif sivrilmiş bir tablaya sahiptir. Çiçekler döllenmeden sonra, özellikle, yaklaşık 30 cm lik yan sürgünler üzerinde yoğun bir meyve tutumu gerçekleşir. Meyveler tam olgunlaştıklarında kırmızı, koyu kırmızı veya kırmızımsı mor renkte, parlak,  İri ve kısa konik şekillidir. Meyveler hasat edilirken çekildiğinde meyve tablası meyve ile birlikte gelir. Her bir meyve ortalama 4-5 gr ağırlığında, 26-35 mm (ortalama 30 mm) uzunluğunda ve 19-22 mm (ortalama 21 mm) genişliğindedir. Her yan sürgün üzerinde yaklaşık 7 meyve yer alır. Meyveler orta sertlikte, çok lezzetli ve kokuludur. Verimliliği ortalama 2-3 ton/da civarında seyreder (Anonymous, 1986; Hummer et al, 2009).

OLALLİEÜZÜMÜ (OLALLIEBERRY)

Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığında araştırıcı olarak çalışan George F. Waldo tarafından, Oregon’da, böğürtlen, loganüzümü ve youngüzümü nün melezlenmelerinden elde edilmiştir. Ancak kimi metinlerde sadece böğürtlen ile ahududuların melezlenmesinden elde edildiği de kaydedilmektedir.  İlk olarak 1935 yılında ıslah edilmiş, 1937 yılında çeşitli denemelerden sonra “Oregon 609” olarak tanımlanmış ve 1950 yılında “Olallieberry” olarak isimlendirilmiştir. Ancak internet üzerinden ansiklopedik sözlük yayını veren merriam-webster (http://www.merriam-webster.com) “Olallieberry” kelimesinin ilk bilinen kullanım tarihi olarak 1968 yılını göstermektedir (Anonymous, 2010).  Sözlüğe göre, Olallie kelimesi, Amerikan yerli topluluklarından Chinook’ların şivesinden geldiği ve bunun da küçük meyvelere verilen isim (berry) olduğu bildirilmektedir. Ayrıca Oregon’da, çevresi küçük meyveler (üzümsü meyveler) açısından zengin bir orman örtüsü bulunan Olallie adında bir göl de bulunmaktadır. Muhtemelen bu olallieüzümünün isimlendirilmesinde bu gölün adı da etkili olduğu düşünülmektedir (Janick and Moore, 1975; Fenwick, 2000).


Waldo, Rubuslar  üzerinde önemli çalışmaları olan bir araştırıcı olup, sadece Olallieüzümünü değil, bununla birlikte Marionüzümü ile diğer ahududu ve böğürtlen çeşitlerinin melezleme çalışmalarında da önemli katkılar tapmış bir araştırıcıdır (Janick and Moore, 1975; Finn et al, 2008).

Olallieüzümü Oregon’da ıslah edilmişse de, bu bölgenin soğuk kış koşullarına uyum gösterememiştir. Bu yüzden Oregon’da ticari Olallieüzümü bahçesi tesis edilememiştir. Ancak daha sıcak bölgelere taşınarak ticari bahçeleri tesis edilebilmiştir. Özellikle, Amerika Birleşik Devletleri’nde California bölgesi Olallieüzümü bahçesi tesisinde önemli bir yere sahip olmuştur (Finn et al, 2008).


Olallieüzümü, Baysenüzümüne göre hafifçe uzun, daha ince ve daha keskin bir lezzete sahiptir. Tam olgunlaştığında koyu siyah bir renge sahiptir. Boysenüzümüne göre daha kısa üşüme ihtiyacına sahiptir. Ayrıca soğuk kış koşullarından etkilenmektedir. Bu yüzden, daha çok, sıcak veya ılıman sahil kuşaklarına uygun bir çeşittir (Finn et al, 2008). Verticillium solgunluğuna ve toprak kaynaklı hastalıklara karşı oldukça mukavimdir. Bu yüzden toprak fumigasyonuna ihtiyaç göstermez (Breese et al, 1994; Williamson et al, 1995).

CHEHALEMÜZÜMÜ (CHEHALEM BERRY, CHEHALEM BLACKBERRY)

Meyve özellikleri böğürtlene benzediği için kimi kaynaklarda Chehalem böğürtleni olarak ta isimlendirilmektedir. Yabani bir böğürtlen türü olan Himalaya böğürtleni (Rubus discolar) ile ahududu-böğürtlen melezi olan Santiamüzümü’nün melezlenmesiyle elde edilmiştir. Rubuslar üzerinde yoğun bir ıslah  programı üzerinde çalışmalar yapan George F. Waldo tarafından 1936 yılında ıslah edilmiştir. Oregon’da yer alan Chehalem vadisinden ismini aldığı sanılmaktadır (Finn, 2005; Finn et al, 2008).

Chehalemüzümü parlak siyah renkte görünüme sahip olup tohumları oldukça küçüktür. Loganüzümüne göre daha küçük meyvelere sahiptir. Lezzetinin keskinliği nedeniyle dondurulmuş gıda üretiminde önemli bir değeri vardır. Sahil bölgelerinde nemli iklim ve zengin toprak şartlarında çok iyi sonuçlar verir(Finn, 2005; Finn et al, 2008).

MARİONÜZÜMÜ (MARİONBERRY, MARION BLACKBERRY)

Sürünücü forma sahip, yerel bir tür olan Rubus macropetalus’un lezzetini ticari çeşitlere aktarmak üzere yapılan ıslah çalışmalarında elde edilmiştir. 1945 yılında Oregon’da George F. Waldo tarafından yürütülen çalışmalarda, ebeveyn olarak Chehalemüzümü ile Olallieüzümü kullanılmış ve elde edilen hibritler incelenerek, 1948 yılında Oregon-928 olarak tanımlanmıştır. Yapılan denemeler sonunda, 1956 yılında, Marion ismi ile ticari çeşit niteliği kazandırılmıştır. Marion ismini, denemelerin yapıldığı ve çok iyi adapte olduğu Marion kasabasından almıştır. Zaten, Marion kasabası böğürtlen yetiştiriciliğinde önde gelen bir bölgeydi (Waldo, 1957; Mersinger, 2010).


Her ne kadar ahududu ve böğürtlen melezlerinin ıslahı ile elde edilmişse de, baskın görünümü nedeniyle bir böğürtlen çeşidi olarak ta tanınmaktadır. Bitkinin yaprakları açık yeşil ve iridir. Sadece birkaç sürgün oluşturur. Sürgünler oldukça dikenli olup, boyu 5-6 m kadar uzayabilmektedir. Bu, bitkinin destek sistemiyle askıya alınmasını kolaylaştırır. Sürgün kalınlığı 4-5 cm ye kadar ulaşabilmektedir. Destek sistemiyle yetiştirilmesi zorunluluktur (Waldo, 1957; Mersinger, 2010).

Uç daldırması ile çoğaltılabilir. Bakımının sağlanabilmesi ve köklerin zarar görmemesi için daldırma yapılacak çukurun biraz derince kazılması ve iyi bir toprak karışımının kullanılması yeni fidelerin gelişimini kolaylaştıracaktır Finn et al, 1997; Finn et al, 2005a; Finn et al, 2005b).

Marionüzümü meyveleri, hafif uzun görünümleriyle tipik bir böğürtlene benzerler ve orta sertliktedirler. Her bir üzümcük orta iriliktedir. Meyvenin rengi parlak siyah ve oldukça çekicidir. Meyve iriliği açısından, çoğu çeşit yetiştirme koşullarına göre çok geniş bir aralıkta meyvelere sahip olabilirken, Marionüzümü genellikle daha stabil iriliğe sahip olur. Ortalama düzeyde verimliliğe sahip alanlarda 1.5 ton/da ürün alnır. Hasad dönemi iklim bölgelerine göre değişmekle birlikte, ilkbahar başından yaz ortasına kadar sürebilir (Mersinger, 2010).

Marionüzümü, sürgün gelişimi ve meyvelerindeki üstün nitelikler nedeniyle, gıda işleme endüstrisi için, dünyadaki en yaygın yetiştiriciliği yapılan böğürtlen çeşidi olarak ta bilinir (Yorgey and Finn, 2005). Ancak dikenliliği nedeniyle makineli hasadda verim düşmekte ve meyve işleme endüstrisi için bir dezavantaj oluşturmaktadır. Bunun üstesinden gelmek amacıyla ıslah çalışmaları yürütülmüştür. Islah çalışmaları sonucunda, Black Pearl, Black Diamand ve Nightfall isminde, dikensiz üç Marionüzümü çeşidi elde edilmiştir (Strik and Buller, 2002; Finn et al, 2005a; Finn et al, 2005b).    

 SANTİAMÜZÜMÜ (SANTIAMBERRY)

Oregon’da (ABD) 1928 yılında başlatılan ıslah çalışmaları sonunda elde edilmiş melez çeşitlerdendir. Poliploid ve sürünücü formlu böğürten türü olan Rubus ursinus (=R. Macropetalus Dougl.) ile ahududu ve böğürtlen melezi olan Loganüzümü arasındaki melezlemelerden tesadüf sonucu ortaya çıktığı tahmin edilmektedir. Santiamüzümü, böğürtlene benzerliği nedeniyle Santiam böğürtleni olarak ta isimlendirilmektedir. Tür tanımlaması Rubus ursinus Cham. & Schldl. olarak yapılmıştır (Converse, 1978).

Santiamüzümü, Oregon’da sınırlı bir alanda, reçel imalatında kullanılmak üzere yetiştirilmektedir. Meyveleri diğer çeşitlere göre daha küçük olması nedeniyle pek yaygınlık kazanmamıştır. Daha çok lezzeti ve kokusu nedeniyle değer kazanmıştır (Converse, 1978).

 KAYNAKLAR


Yorgey, B.M. and C.E. Finn. 2005. Comparison of 'Marion’ to thornless blackberry genotypes as individually quick frozen and puree products. HortScience 40:513-515.

Williamson, B., Breese, WA., Shattock, RC. 1995. A hıstologıcal study of downy mıldew (peronospora-rubı) ınfectıon of leaves, flowers and developıng fruıts of tummelberry and other rubus spp. Mycological Research, , Volume: 99, Pages: 1311-1316.

 Waldo, George F., W. S. Brown, O. T. McWhorter 1933. The Young Dewberry (Youngberry). Agricultural Experiment Station, Oregon State College, Cornvalis, Circular of Informations:87.

Waldo, George F. 1957. The Marion Blackberry. Agricultural Experiment Station, Oregon State College, Cornvalis, Circular of Informations:571.

Voughan, J. and G. Catherine. 2009. The New Oxford Book of Food Plants. Oxford University Press, USA.

Thompson, Maxine M. 1995. Chromosome Numbers of Rubus Cultivars at the National Clonal Germplasm Repository. HorthScience, 30(7): 1453-1456.

Thompson, M.M. 1995. Chromosome numbers of Rubus cultivars at the National Clonal Germplasm Repositoıy. HortScience, 30:1447-1452.

Strik, B. and G. Buller. 2002. Reducing thorn contamination in machine-harvested 'Marion' blackberry.  Acta Hort. 585:677-681.

Siriwoharn, T., R.E. Wrolstad. C.E. Finn, and C.B. Pereira. 2004. Influence of cultivar, maturity and sampling on blackbeny (Rubus L. hybrids) anthocyanins, polyphenıolics, and antioxidant properties. J. Agr. Food Chem. 52:8021-8030.

Moyer. R.A., K.E. Hummer, C.E. Finn, B. Frei, and R.E. Wrolstad. 2002. Anthocyanins, phenolics and antioxidant capacity in diverse small fruits: Vaccimum, Rubus, and Ribes. J. Agr. FoodChem. 50:519-525.

Mersinger,  M. 2010. Marionberries, A Delicious Part of Salem’s Past. http://www.salemhistory.net/commerce/marionberries.htm

Lawrence, F.J. 1984. Naming and release of blackberry cultivar Kotata. U.S. Dept. Agr. Release Notice.

Korp, D. 2010. Boysenberry, A California Treasure. Los Angels times, 27May2010, USA.

Janick, J. and J. N. Moore (Eds). 1975. Advances in Fruit Breeding. Purdue University Press, Indiana, USA.

Hummer, K. E., R. Brennon, S. N. Jennings, B. Williamson and H. K. Hall. 2009. Dedication : Derec Jennings and Hugh A. Daubeny; Berry Breeders Extraordinaire. Plant Breeding Reviews, Volume. 32 (Ed. Jules Janick), p. 387, USA.

Hummer, K. E., R. Brennar, S. N. Jennigs, B. Williams and H. K. Hall. 2009. Dedication: Derek Jennings and Huge A. Daubeny, Berry Breeders Extraordinaire. In Plant Breeding Rewiews. Vol 32, John Wiley and Sans, Inc.

Graham J. and N. Jennings. 2009. Raspberry breeding. In: Breeding Plantation Tree Crops. IBH Science Publication Inc., Oxford.

Gough, R. H. and E. B. Poling. 1996. Small fruits in the home garden. The Haworth Press, Inc, NY, USA.

Galetta, G. J. and D. G. Himelrick (Eds). 1990. Small Fruit Crop Management. Prentice Hall Career and Technology, Prentice-Hall, Inc. USA.

G. A. WOOD, M. T. ANDERSEN, R. L. S. FORSTER, M. BRAITHWAITE, H. K. HALL. 1999.  History of Boysenberry and Youngberry in New Zealand in relation to their problems with Boysenberry decline, the association of a fungal pathogen, and possibly a phytoplasma, with this disease. New Zealand Journal of Crop and Horticultural Science,  Vol. 27: 281-295

Finn. C., B.C. Strik, and F. J. Lawrence. 1997. Marion trailing blackberry. Fruit Var. J. 51: 130-132.

Finn, Chad E., Yorgey, Brian M., Strik, Bernadine C. and Martin Robert R. 2008. New USDA-ARS Blackberry Cultivars Bring Diversity to the Market. Proc. IX th Intl. Rubus and Ribes Symp, Acta Hort, 777, p. 81-86.

Finn, C.E., M. Yorgey, B.C. Strik, R.R. Martin, and M.C. Qian. 2005b. 'Black Pearl thornless trailing blackberry. HortScience 40:2179-2181.

Finn, C.E., M. Yorgey, B.C. Strik, R.R. Martin, and M.C. Qian. 2005a. 'Nightfall' thornless trailing blackberry. HortScience 40:2182-2184.

Finn C. E., B. M. Yorgey, B. C. strike, H. K. Hall, R. R. Martin and M. Qian. 2005. “Black Diamond” Thornless Trailing Blackberry. HortScience, 40(7):2175-2178.

Fenwick, H.  2000. The Heart of Tartness. http://articles.latimes.com/2000/jun/11/magazine/tm-39634.

Darrow, G. M. 1933. Cytology and breeding of rubus macropetalus, the logan and related blackberries. Journal of Agricultural Research, Vol:47, No:5, p:315-329.

Crandall, P. C. and H. Daubeny. 1990. Raspberry management. In: Small fruit crop management (Eds. Galetta G. J. and D. G. Himelrick). Prentice Hall Caareer and Technology, New Jarsey, USA.

Crandall, P. C. 2007. Bramble Production. The management and marketing of raspberries and blackberries. The Haworth Press, Inc, NY, USA.

Converse R. H. 1978. Uneven distribution of tobacco streak virus in Santiam blackberry before and after heat therapy. Phytopath., 68:271-244.

Clark, J. R., , E. T. Stafne, Hall, H. K. and Fin, C. E. 2007. Blackberry Breeding and Genetics. Horticultural Reviews, Volume: 33 (Ed. Jules Janick), p. 464, USA.

Breese, WA., Shattock, RC., Williamson, B., Hackett, C. 1994. In-vıtro spore germınatıon and ınfectıon of cultıvars of rubus and rosa by downy mıldews from both hosts.  Annals of Applied Biology, , Volume: 125(1), Pages: 73-85.

Bowling, B. L. 2005. The Berry Grower’s Companion. Timber Press, Inc, Oregon, USA.

Anonymous.1986. Tummelberry. http://www.patentgenius.com/patent/PP5697.html

Anonymous. 2012. Tayberries. http://www.eewinerycoop.com/docs/tayberries.pdf

Anonymous. 2012. History of The Boysenberry. http://www.boysenberry.co.nz/index.php? page=history-of-the-boysenberry

Anonymous. 2010. Olallie. http://www.merriam-webster.com/dictionary/olallie

Anonymous. 2009. This is our most frequently asked  qestion. http://www.olallieberry.com /retired/cambria_ca/olallieberry.html

Anonymous. 2008. Tayberries. http://www.eewinerycoop.com/docs/tayberries.pdf

Alan Davidson,Tom Jaine. 2006. The Oxford Companion to Food (Oxford Companions). Oxford University Press, Pg: 907, New York.




Yazar(lar):Hüdai YılmazMustafa Kenan GeçerMuttalip Gündoğdu
Yayınlanan kitap/dergi:IV. Ulusal üzümsü meyveler sempozyumu (3-5 Ekim 2012, Antalya)
Yayın Yılı:2012
Ekleme tarihi/saati :19.12.2012/10:07:02
Okunma sayısı :2266
EN ÇOK OKUNANLAR

HABERLER    Tümü >>>
  Tokat ta sempozyum sonunda Dimes meyve suyu üretim fabrikasına yapılan gezi ile ilgili izlenimler (35304)
  Karadutu “şoka” soktular gelirlerini ikiye katladılar (15626)
  İkizdereli Osman Yıldız ın likapa bahçesinde umut var (15084)
  II.Ulusal üzümsü meyveler sempozyumunun açılışıyla ilgili bazı resimler (12187)
  Osmanlı çileğine yoğun talep (11280)
  Üzümsü meyveler sempozyumu sonrası Ballıca mağarasına yapılan gezi izlenimleri (9236)
  II.Üzümsü meyveler sempozyumundan bazı görüntüler (8553)
  Atça'da 8. çilek festivali yapıldı (8329)
  II. Ulusal üzümsü meyveler sempozyumu Tokat ta (8258)
  Üzümsü meyveler sempozyumu başladı (7752)

BİLGİLER    Tümü >>>
  Çileklerde besin elementlerinin faydaları ve eksikliklerinde ortaya çıkan belirtileri -1-(N, P, K, Ca, Mg, S ) (58721)
  Ahududu yetiştiriciliği ile ilgili bazı önemli bilgiler (46555)
  Böğürtlen çeşitleri (46077)
  Çilek yetiştiriciliğinde dikim zamanları (40206)
  Çileklerde besin elementlerinin faydaları ve eksikliklerinde ortaya çıkan belirtileri -2-(Fe, Mn, B, Mo, Cl, Zn, Cu ) (30798)
  Çilek Alerjisi (30157)
  Çilek yetiştiriciliğinde ekolojik istekler (29359)
  Çilek bahçesi kurulumu ve küçük bir dikim aletinin kullanımı (26991)
  Maviyemişin sistemetikteki yeri (21549)
  Ahududu yetiştiriciliği  (20784)

TEZLER    Tümü >>>
  Çilek fidesi üretiminde alternatif bir yöntem (14118)
  Bazı çilek çeşitlerinin Amik ovası koşullarında açıkta ve yüksek tünel altında yetiştiriciliğinin verim, kalite ve erkencilik uzerine etkileri (7822)
  Çileklerde çiçek tomurcuğu teşekkülü üzerine araştırmalar (7521)
  Yeni bazı çilek çeşitlerinde günü kısaltma uygulamalarının verim ve kalite üzerine etkileri (7097)
  Ankara (Ayaş) koşullarında organik çilek yetiştiriciliği olanaklarının araştırılması (7063)
  Siirt yöresinde yetişen kuşburnuların (Rosa spp.) meyve özelliklerinin tanımlanması (6879)
  Bazı çilek çeşitlerinin van ekolojik koşullarında fide verim özelliklerinin belirlenmesi (6133)
  Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinin bazı yörelerinden toplanan yabani çilek tiplerinin (Fragaria sp.) ıslah bakımından önemli olan pomolojik ve sitolojik özellikleri üzerine bir araştırma (6011)
  Bazı çilek çeşitlerinde NaCl uygulamasının bitki gelişimi ve iyon içeriği üzerine etkisi (5770)
  Van yöresinde doğal olarak yetişen kuşburnuların (rosa canina l.) çelikle çoğaltılması üzerine iba (indol bütirik asit) nın etkisi (5549)

MAKALELER    Tümü >>>
  Farklı dut anaçlarının, aşılama zamanlarının ve aşı çeşitlerinin kara dut (Morus nigra l.) un aşı başarısı üzerine etkisi (33390)
  Yaban mersininin insan sağlığı bakımından önemi ve gıda sanayiinde değerlendirme olanakları (28455)
  Çilek yetiştiriciliğinde organik uygulamalar ve ekolojik çilek yetiştiriciliği (25153)
  Karadeniz bölgesi için yeni bir meyve türü yaban mersini (likapa)  (24940)
  Kahramanmaraş ta dut yetiştiriciliği ve önemi (21199)
  Karadeniz için yeni bir meyve: likapa (yaban mersini) (20879)
  Türkiye de üzümsü meyvelerin dünü, bugünü ve yarını (15724)
  Karadut ve Mordut çeşitlerinde odun çeliklerinin köklenmesi üzerinde bir araştırma (15402)
  Bazı üzümsü meyvelerin (frenküzümü, ahududu, böğürtlen ve nar) ekolojik yetiştiriciliğe uygunluğu (13607)
  Maviyemiş (Vaccinium corymbosum L.) (13584)

DOKÜMANLAR    Tümü >>>
  Çilek ve çilek yetiştiriciliği (13647)
  Yaban mersini (likapa)  (9579)
  Ahududu yetiştiriciliği (9314)
  Yaban mersini (likapa) yetiştiriciliği (8461)
  Rize-Pazar ilçesinde likapa yetiştiriciliği (Sosyal Riski Azaltma Projesi) (8306)
  Likapa (yaban mersini) çay ve fındığa rakip (7903)
  Güneydoğu Anadolu bölgesinde çilek yetiştiriciliği (7815)
  Çileklerde gübreleme ve besin noksanlıkları (Tam metin, kitapçık) (7531)
  Çilek çeşit kataloğu (7510)
  Çilek hastalıkları (Tam metin, kitap ) (6475)


EN AZ OKUNANLAR

HABERLER    Tümü >>>
  Dr. Caner Onur u kaybettik ! (885)
  Çilek ve yaban mersini yiyen kadınların kalp krizi geçirme riski daha düşük  (1187)
  2012 yılına düşüşle başlayan çilek ihracatı artıyla bitirdi (1241)
  Üzümsü meyvelerin depolanmasında yeni bir seçenek: Palliflex 300 (1407)
  Çilek ihracatı 2012 yılında nihayet Mayıs ayında artışa geçti (1483)
  2012 yılının ilk çeyreğinde de (Ocak-Mart 2012) çilek ihracatı düşüşünü sürdürüyor (1634)
  IV. Ulusal üzümsü meyveler sempozyumu Antalya da yapıldı (1736)
  IV. Ulusal üzümsü meyveler sempozyumundan renkli görüntüler (1829)
  Çilek ihracatı Ocak 2012 de de düşmeye devam ediyor (2006)
  2011 Yılında 2010 yılına göre çilek, ahududu, dut ve kızılcık fiyatları arttı (2031)

BİLGİLER    Tümü >>>
  Fumigantsız çilek yetiştiriciliğinde yeni arayışlar  (2832)
  2010 yılı tarım ve köyişleri bakanlığı tarafından çilek için ruhsat verilen ilaçlar  (2918)
  Çilek üretiminde Sultanhisar Türkiye ikincisi (2954)
  2007 yılı üzümsü meyveler ithalat değerleri (2955)
  Dünyada ahududu üreten ülkeler ve verimlilik düzeyleri (1961, 1970, 1980, 1990, 2000, 2005 verileri) (2957)
  Çilek yetiştiriciliğinde hastalıklara karşı dikkate alınması gereken bazı temel konular ( 2 )  (2960)
  Oka çilek çeşidi ve özellikleri (2960)
  Puget Reliance çilek çeşidi ve özellikleri (2962)
  AC-L’Acadie çilek çeşidi ve özellikleri (2962)
  Çilek bitkilerini kış soğuklarına alıştırma (2963)

TEZLER    Tümü >>>
  Van ekolojik şartları için çileklerde uygun dikim zamanları ve çeşitlerin tespiti üzerine araştırmalar (5065)
  Van ekolojik şartlarında açıkta ve örtü altında çilek yetiştiriciliği (5115)
  Van ekolojik koşullarında farklı örtü altı tiplerinde bazı çilek çeşitlerinin adaptasyonu (5206)
  Hakkâri merkezinde doğal olarak yetişen kuşburnuların (Rosa Spp.) seleksiyonu (5209)
  Van yöresinde doğal olarak yetişen kuşburnuların (rosa canina l.) çelikle çoğaltılması üzerine iba (indol bütirik asit) nın etkisi (5549)
  Bazı çilek çeşitlerinde NaCl uygulamasının bitki gelişimi ve iyon içeriği üzerine etkisi (5770)
  Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinin bazı yörelerinden toplanan yabani çilek tiplerinin (Fragaria sp.) ıslah bakımından önemli olan pomolojik ve sitolojik özellikleri üzerine bir araştırma (6011)
  Bazı çilek çeşitlerinin van ekolojik koşullarında fide verim özelliklerinin belirlenmesi (6133)
  Siirt yöresinde yetişen kuşburnuların (Rosa spp.) meyve özelliklerinin tanımlanması (6879)
  Ankara (Ayaş) koşullarında organik çilek yetiştiriciliği olanaklarının araştırılması (7063)

MAKALELER    Tümü >>>
  ABD ve Kanada da çilek ıslahı (180)
  Yabani ve kültür böğürtlenlerinin (Rubus fruticosus l.) fitokimyasal içeriklerinin karşılaştırılması (186)
  Tokat-Kazova koşullarında yetiştirilen çileklerde farklı dikim zamanlarının verim ve kalite kriterlerine etkisi (186)
  Topraksız ortamda çilek yetiştiriciliği (203)
  Üzümsü meyveler ve üzümsü meyvelere gönül verenler (216)
  Yeni bir üzümsü meyve “Çarkıfelek” ve ekonomik önemi (284)
  Türkiye de frenk üzümü, bektaşi üzümü, ahududu ve böğürtlen yetiştiriciliğinin önemi (398)
  Maviyemiş (410)
  Kültürü yapılan Vaccinium türleri ve sağlık açısından yararları (1212)
  Bazı çilek çeşitlerinin van ekolojik koşullarında fide verim özelliklerinin belirlenmesi (1214)

DOKÜMANLAR    Tümü >>>
  Türkiyede kuşburnu seleksiyonları (Doktora semineri--- Sunu---) (2897)
  Türkiyede doğal olarak yetişen kuşburnu (Rosa ssp.) türleri ve yayılış alanları (Doktora semineri--Sunu--) (2934)
  Tarsus yöresinde yetiştirilen çileğin üretim girdileri ve maliyeti (3536)
  Kazovada çilek dikim şekillerinin verime etkisi üzerine bir araştırma (3603)
  çilekte topraksız kültür uygulamaları (3886)
  Çilek yetiştiriciliği (4403)
  Maviyemiş (blueberry) nedir ? (4544)
  Çileklerde değişik yaz ve kış dikim zamanlarının turfanda çilek üretimi ve verim üzerine etkileri (5049)
  Çilek  (5969)
  Dünya ve Türkiye çilek üretimi ve ticareti (6079)


Ana sayfa | Haberler | Bilgiler | Tezler | Makaleler | Dokümanlar | Forum | Yazarlar | Üye ol | Ara | Amacımız | Hakkımızda | Bize katılın
Lütfen kısmen yada tamamen kaynak göstermeden alıntı yapmayınız.
© Copyright 2005 Tüm hakları saklıdır.